15 Ocak 2009 Perşembe

ÇİRKİN BETTY :))

Çalışkanım ben.. öğretmenimin gözdesiyim.. her soruyu bilirim parmak kaldırır cevaplarım.. parmak sayısı çoğaldığında içimdeki rekabet duygusu canlanır sorunun cevabını pat diye söylerim.. sınıftakilerin kötü bakışlarına aldırmam.. defterlerimi 2 kat kapla kaplarım.. 1.si desenli, ötekisi şeffaf olur genelde.. ataç da takarım kenarlarına.. koridorlarda koşturmam sakince gider gelirim evime.. bazen okulun bahçesindeki kalenin önünden geçerken kafama top çarpacak diye korkarım.. öğretmen bazı okuma parçalarını yazım güzel diye bana yazdırır.. yazdığım yazı sonradan panoya asılır.. döner döner bakarım..

Penguen'deki "var bu adam" gibi.. Var bu çocuk :))

OKUL GÜNLERİ




Okulumu seviyorum.. bir de derslere geç kalmasam.. Alışkanlık edindim ilk dersi kaçırıyorum.. Yeni hafta ile birlikte bu alışkanlığı kökünden kazıyacağım.. Üstelik saati nerdeyse 1,5 saat önceye kuruyorum.. çalıyor.. erteliyorum.. çalıyor.. erteliyorum.. çalıyor.. 2 saat böyle geçiyor.. hakikaten niye kendime bu işkenceyi çektiriyorum..? Aslında hazırlanmam 40 dakika sürüyor.. Tamam o zaman bugün başka birşey deneyeceğim.. bu sabah saatimi 7 yerine 7.45'e kuracağım.. bakalım neler olacak..?

12 Ocak 2009 Pazartesi

PAZARTESİ PAZARTESİ..!

İşten geldim.. Stajda Pekkan :) Bugün biraz daha yoğundu.. sıkılmadım.. ısınmaya başlıyorum ofise..

Dün gece rüyamda; iki farklı felsefe okulu arasında karar vermeye çalışıyordum.. sabah alarmım beni uyandırdığında hala ikisini kıyaslıyor birbiri ile yarıştırıyordum.. insanın fikri neyse zikri de odur derler.. peki hocam ben manyak mıyım..?

HAFTASONU TRAFİĞİ

Bir yandan olabildiğince yavaş ve sakin ilerlerken zaman haftasonu günlüğümde bir yandan açıkları kapıyorum, ertelenen işleri yapıyorum ve geziyorum aynı zamanda.. anlayacağınız hem ağustos böceğiyim hem karınca..

Mesela;

Dişçiye gidiyorum.. Hem cumartesi hem pazar sabahtan.. Böylece bir efsaneyi yıkmış bulunyorum. "Bir soru vardı ya cevapsız akıllarda.. ben buldum.. ermiş deme değilim, gezgin deme değilim.. ben özgürüm.. sadece özgürüm.." (Bir sonraki konu başlığım özgürlüğün bedeli olacak :)))

PS: Dişçim Kevin Costner'ın ikiz kardeşi olacak kadar ona benzeyen, Alman, harika bir adam.. Okuldaki bir arkadaşımın babası.. Ayrıca Türkiye'den ressam Mehmet Güler'in de arkadaşı.. Sonuçta dişimizi kurtarıyoruz... bir de Berlin'e davet ediliyoruz.. karşılığında Frederic'i İstanbul'a bekliyoruz:)

Cumartesi bitmedi.. Yeni bir keşif daha: Ben Cookies..! Covent Garden'ın meşhur cookiesini keşfediyoruz. Çeşit çeşit kurabiyelerin arasından seçmek çok zor oluyor; bir hindistan cevizli, bir parça çikolatalı alıp çantaya atıyoruz.. yürüyüşümüz esnasında güzelce yiyoruz..

Cumartesi gecesi.. Şimdilik sır..

Pazar... Kankimle National Portrait Museum'a gidiyoruz. Bir günde gezilebilecek türden bir müze değil, anlıyoruz.. keşke biraz daha fazla tarih bilgim olsaydı diye aklımdan geçiriyorum.. beni her zaman kitlelerden çok kişiler etkilemiştir. Biyografiler ve özellikle fotoğraflar.. Aşağıda bir fotoğraf sergisi var ama vakit kalmıyor aklım orda kalıyor..

Müzeden çıktıktan sonra Chiara sıcak çikolataya davet ediyor beni.. çok iddialı daha iyisini içmedin diyor.. aklımı çeliyor tamam gidelim diyorum.. hakikaten büyük bir özenle yapıyor, azar azar döküyor sütünü.. koyu kıvamlı müthiş bir sıcak çikolata oluyor afiyetle içiyoruz..

Yine de aramızda bir kara kedi var.. Kankim İtalya'ya gitmeyi düşünüyor.. eğer 1 ay içinde bir iş bulamazsa.. Sıcak çikolatayla beraber bu ruhsal durumu da içiyoruz.. biraz da susuyoruz..

Gilda zaten İtalya yolcusu.. erkek arkadaşı (olmayan) erkek arkadaşının peşinden hata yapmaya gidiyor.. biliyor.. söylenecek hiçbir şey yok.. yapması gerek.. orda da susuyoruz..Akşam yemeği klasik fasülyeli İtalyan "pasta"sı diyorlar.. "Aman aman "diyorum müsaade istiyorum.. Kanki ile hafta içi için sözleşiyoruz..

Bitmedi.. Eve gelip ütü yapıyorum.. Bir yandan da online BBC izliyorum.. Çocukluğumdaki pazarlar gibi.. Pazar 87, Pazar 88, Pazar 89.. nedense bu 3 yılı hatırlıyorum :) içimde garip br huzur var.. tabii ki ütüden kaynaklanmıyor :) ayrıca nefret ederim ütü yapmaktan.. kafam huzurlu işte.. az sonra duşa giricem kafam iyice şekerlenicek..
HAFTAYA GÜZEL BAŞLAYIN TÜM SEVDİKLERİM...!

BOBO'S GOODBYE PARTY

Gidiyor Bobo.. Bu hafta son :( Partimizi yaptık belki de son kez birlikte eğlenenerek "hoşçakal" dedik.. canım Bobo, çok temiz, çocuk ruhlu, komik.. :) fakat içinde gizli bir bilge tarafı var.. gördüm onu, şaşırtıcı.. uzak doğul olmasından kaynaklanıyor olbilir mi..? ;) Geri dönmek istemiyor Kore'ye.. Burada özgür, böylesini daha önce yaşamamış, mini etek de giyebiliyor topuklu ayakkabı da;).. öyle söylüyor.. hakikaten çok seviyor mini eteği benim gibi, hatta başka birşey giydiğine şahit olmadım.. Velhasıl kelam gidiyor.. tanıdığıma gerçekten sevindiğim insanlardan bir tanesi.. seni seviyorum Bombino.. (bu da takma adı/İtalyanca çocuk demek)

Çok güzel bir hayat olsun seninkisi.. özgür ve mutlu, saf ve bilge...................................

Soldan sağa: Angel, Charlie, Black Angel :))

Toplandık bir kareye sığıştık.. aslında görünenin 3 katı kadarıyız fakat herkes bir yerde kimisi oturmaksızın dans etmekte..

"Oldu mu şimdi oldu mu ya" bakışı ;)

NEW CLASS, LUİS (my favourite teacher) and ME (as I am)


Yeni sınıfımdan memnunum.. zaten artık yeni sınıf kavramını pek hissetmiyoruz okulda herkesi tanır olduk.. ders aralarında kapı kapı dolaşıyoruz.. bu fotoğrafta kimin üzerindeyim acaba...? :)

8 Ocak 2009 Perşembe

CESO'MUN KARTI

Kapımın önünde buluyorum yine bu kartı da.. el yazısından hemen tanıyorum ceso'm bu.. açıyorum bir hevesle okuyorum bir çırpıda.. gülmekten karnım ağrıyor, senin deyiminle içimdeki fıkırtı başlıyor.. "Dayanın çiçekleri soyut çalışması"nın önünde saygıyla eğiliyor, "kardunya mevsimi"ni sevgiyle kucaklıyorum gül-püm..! :))

Ayrıca yeni yıl dileklerine (new year resolution ;) bi haftadır sormayan kalmadı) ve Tolga'nın babannesinin öğüdüne can-ı gönülden katılıyorum..

"Ömür boyu komşu olmak" :)) şimdiden gülümsetti beni.. ben de çok isterim canoşum çat kapı sana gelebilmeyi.. Ces Taksim'de ünlü bi apartman vardı neydi ismi.. Ortası bahçe olan dikdörtgen bir bina.. aslında bu fikre Gediz bayılırdı bence.. ben daha ferah bi alan isterim gülpüm.. daha açık olsun :)

Tabii bununla kalmıyor mektubat.. ceso bu bi yandan güldürürürken bir yandan ağlatmasa olmaz.. İçinden çıkan zarfı gördüğümde hemen Çiko gibi düştü yüzüm :( canikom para da göndermiş.. çam sakızı çoban armağanı pırlanta gibi harcayamam ben o parayı..

I LOVE YOU :))