14 Mart 2009 Cumartesi

KISA... KISA...

Hiç hesapta olmayan bir geceydi bu gece.. Akşam üzeri Cihan aradı, akşam toplanıyoruz sen de gelsene... hık mık bi düşüneyim, ders de çalışıyorum... tamam geliyorum... Finchley Road Walkabout'a damgalanıp giriyoruz... Cheers..! :))
İyi mi yapıyoruz... hem de çok iyi yapıyoruz... canlı müzik harika, pist geniş... kurtlarımızı döküyoruz... Biraz sıkılmışım ben de bu aralar IELTS çalışmaktan, iyi geliyor...
Çocuklar yine her zamanki gibi çok kibarlar, çok iyiler... Cihan beni tüm aksi yöndeki ısrarlarıma karşın eve kadar bırakıyor; bırak bu adetleri Cihan Londra burası diyorum, olsun ben çağırdım diyor dinlemiyor... Cihan ve İsmail; birbirlerini bulmaları hiç de tesadüf değil...

Soho'da kızlar geçidi:)) Soldan sağa: Oya (worldwide:)), Sohyong (Korea) , Yoshi (Japan), Lara (Brazil)... Toplanıp cuma geleneği bişeyler içip iki çift laf ediyoruz... fazla da kalmıyoruz... ama kısa zamanda eğlendiriyoruz kendimizi... e ama o kadar çok kız toplanmış bi de eğlenmesin mi..?

Ortak konumuz erkekler tabiii... fakat içimizde en fenası Yoshie... naughty naughty :) (Bu kızın lakabı artık.. dirty fotolarını gösterdiğinden beri böyle söylüyoruz.. kendisine bu ünvan da öğretmenimiz Johnney tarafından verildi.. yeni hedefini söylüyorum size.. Canary Warf civar çevresinde boy gösterip ağına bir business man düşürmek... hadi bakalım Yoshi, göster meziyetlerini...

Kardeşim ben niye böyle değilim... "Erkek bulmak" tabiri bana çok itici gekiyor... çapkınlık yapın, gönül eğlendirin icabında, fakat erkek bulmak için yola çıkmayın, çabalamayın lütfen... lütfen...

Bu Brezilyalıların fizikleri hep mi düzgün olmak zorunda...?

Sohyonge o gün British bir adamla bir Korean Restaurant'ta tanışır... adam daha sonra masamıza da teşrif etti; Britanya'dan hoşlanmayan, doğu dillerine ilgisi olan garip bir adam... ne deyim...

Onu bunu geçin... Londra'da alınması çok gereksiz olan 2. şeyi aldım o gün; bir Teddy Bear... fakat o kadar sevimli, o kadar yumuşak ve aptal suratlıydı ki... Sainsbury'de önce Valentine Day Teddy Bear olarak çıktı ortaya.. o zamandan beğendim, ucuzdu da... fakat ne gerek var şimdi ayıya deyip almamıştım... şimdi 2. defa Mum's Day Teddy'si olarak çıkınca meydana dayanamadım...

Şu kombinasyon size ne çağrıştırıyor: Mini etek, teddy bear, Nutella... fazla şekerli sevimli bişey değil mi.. üzgünüm fakat öyleydi, öyleydim... olabiliyorum zaman zaman :))

Hey Mr. Dj! Hakikaten Dj bu çocuk.. Okulumuzun gururu, çok yakışıklı, cool, model olmalı... cuma son günü imiş, sonradan öğrendim.. gitmeseydi de görseydik daha, derrrmişim ;))

Hangi gündü, çarşamba mıydı..? Cinlerim geldi yine ojul çıkışı kendşmi Cafe Nero'ya attım... yarım saat da olsa oturdum, okudum, düşündüm.. hem de kahve bile almadan... Bu benim için su kadar gerekli bir ihtiyaç... sosyal hayatları çok renki olan ve nerdeyse hiç yalnız kalmayan (ve çoğunlukla bundan da hoşlanmayan) insanlar vardır ya.. onlara çok şaşırmaktayım.. büyük ihtimalle onlar da bana... peki hocam ben yabani miyim..?

Yapmayın arkadaşlar, değilim :)))

Ağabey ve kızkardeşleri... Süreyya ve Sümeyra (hakiki göbek adımdır.. küçükken oturduğumuz apartmandaki hacı amca-teyze komşularımız koymuştur) ve Necati...
KISA... KISA... Yurttan ve Dünyadan Özetler:
IELTS kafamda, beynimde, atlamak istediğim bir basamak olarak kalbimde.. çalışıyo muyum evet, fakat yeterli değil hala.. ama yoldayım.. kararlıyım.. ne zamandır önüme kısa-küçük hedefler koymadığımı fark ettim.. bu zevli bir şeydi.. unuttuğum bir şeydi.. amaç ne güzel birşey değil mi... Arkadaşlar şunu söylemek zorundayım ki; durmak diye birşey yok.. sürekli bir hareket var; aşağı veya yukarı... (Bkz. Tanrılar Okulu) insan her saniye ya gelişiyor, ya geriliyor.. gelişmeyen insan ise çürüyor... bundandır ki amaçsız bir insanın kaybedecek bir şeyi de olmuyor... Amel defterlerine ise başta insanın kendisine karşı işlediği günahlar yazılıyor...
Perşemde günü Yoshi ile okuldan sonra British Library'ye gittik, fakat study için üye olmak gerek.. geçici olarak karşıdaki Camden Lİbrary'ye gittik, çalıştık ve kütüphaneyi gezdik.. artık film kiralayacağım mekanı biliyorum.. Fakat ondan önce bir üye kartı çıkarttırmak istiyorum...
Sınıfımda Japan, Korean ve Taiwan öğrenciler var.. Korea fakir, Japonya zengin bir üke, anlaşılıyor ... Bir gün belirleyip Japon or Korean restauranta bitmeyi planlıyoruz... bakalım...
Simphson"s (çok komik, izlenmeli)
Tom Cruise'dan saçma bir film.......
Teddy bear ilk gece hakkını verdim, birlikte uyuduk:)
Nutella bir kez daha yalan oldu...
Kakaolu, hindistan cevizli puding... Ben denedim, olmuyor arkadaşlar... bazen yanlış bir sinyal alıyorum vericilerden.. hayalimde harika, lezzetinden yenöiyor.. ama gerçekler... :( küçükken bir kere de zeytin kavurmuştum, buna ne demeli.. o zaman artık verici falan değil, direkt içime ruh girmiş olmalı :))
Koşu tüm hızı ile devam etmekte... Haftanın, stajımın devam ettiği 3 günü akşam eve geldikten sonra üstümü değiştirip koşmaya gidiyorum.. park karanlık olduğundan parkı caddeleri takip ederek büyük çeperden koşuyorum.. Yine bu günlerden birinde önüme bilerek arkadaşını itekleyen bir kıza ağzımı doldurarak "bitch!" demekte haksız mıydım arkadaşlar..?
Uyku bastırması hastalığına tutuldum... yeni yöntemler deniyorum.. annem en son portakal yememi önerdi...
Ev arkadaşlarım şarşamba günü Dublin'e gidiyorlar :( Meave Binchy ile merak ettiğim o dedikodu kentine ben de gitmek istiyorum... ayrıca özliycem onları çabuk gelsinler...
Kararlar, küçük yöntemler, küçük-büyük hayaller, özlem, bahar, mod değişimi hastalığının nüksetmesi, alerji başlangıçları, küçük bir girişim...

10 yorum:

oyaozhan dedi ki...

Düzeltme: Kakaolu, hindiztan cevizli puding harika olur tabii.. benimkisi kakaolu, hindistan cevizli sütlaçtı:))

ceylan dedi ki...

Yoshi kaltakmış gülpüm, uzak dur ondan...
Ayrıca cafe neroda oturup kendini çektiğin fotolarda bir kez daha hatırladım ne kadar güzel olduğunu, giderek bana benziyorsun:))))

Ayı alınmış, maşallah diyorum oya maşallah!! O teddy bearı ben de biliyorum, ben oradayken de çıkıyordu piyasaya... Nasıl taşıyacaksın o eşyaları gülpüm?Biliyorum şu saniye benden nefret ediyorsun sana saçmasapan şeyler hatırlattığım için... Yaşa gülpüm ya bakma bana ikimizde aynı hayattan geçiyoruz, sen daha eğlenceli geçiyorsun sadece ve buna bazen özeneyrum...

ceylan dedi ki...

Canım alerjileniyor musun? Kıyamam sana... yaaa gülpüm...

oyaozhan dedi ki...

Canim yaaa Cesocum var ya ben seni cok seviyorum:))

evet gulpum alerjilendim yine :( ama cok degil

KUCUK NOT:Gulpum uzum uzume baka baka karariyorsa, yani bi sekilde neticede kararmak varsa senin gittikce bana benzemenen gerekir gulpum :)

ceylan dedi ki...

Salak insan:) Evet ben sana baka baka kara nonoş olacağım:)Sen var ya çok cintoşsun... ŞAh mat oldum yine...

Bana bak sıkma canını, almışın madem git teddy bearınla oyna alerjilenme beni delirtme gülpüm... KAşıma su sür... Yıllardır söylediğim öneriler, bir de kolanyaya zorlardım seni hiç istemezdin;)))
Çok özledim çook! Arada gıkla buralardan koment filan tak bir şey yap merak ediyorum...

özge dedi ki...

oyuncağın hayırlı olsun uğur getirsin gülpüm :))

özge dedi ki...

bi de geçmiş olsun :((

oyaozhan dedi ki...

Canım Özge-si... teşekkür gülpüş umarım uğur getirir bu aralar biraz kaderci takılıyorum zati :) bi de özledimmm ve merak ediyorum yeni gelişmelerini... gelişmişsin bu ara duyduğuma göre ;))

oyaozhan dedi ki...

koment takmak... valla söylesen deli gelmiş derler:)) ces burda öğreniyoruz ya do ile make ile yapılan işler diye.. sen maaşallah Türkçede takmak fiilini her b..ka kullanıyosun gülpüm..
misal: koment takmak, ekmeğe peynir takmak, foto takmak :))

ceylan dedi ki...

Takarım ben gülpüm:))):)

Aferim bak buraya koment takmışsın yaşadığını öğrendik.... Bazen hayatsal gerekliliktir "takmak" sen geç dalganı...

Bir de teddy bear konusunda azdırmayalım lütfen Oyayı!!!